EFKAN ŞEŞEN’e  dair…

 1963 yılında İstanbul’da doğan Efkan Şeşen ,  Artvin Arhavi ‘li bir ailenin oğludur.

Çocukluğu Kadıköy’de geçer.İlk , orta ,liseyi başarı ile tamamlayan Şeşen, üniversite dönemine 12 eylül öncesi ve sonrası  devam edemez.70 li yılların sonunda dönemin gençlik hareketlerinde  yer alır ve 1980-1987 yıllarını İstanbul cezaevlerinde geçirir. Cezaevi süreci aynı zamanda onun müzikal yeteneklerinin de fark edildiği bir dönemdir. 1987 yılında Grup Yorum ile başlayan profesyonel müzik yaşamı, bu grup ile  1991 yılına kadar sürer. Bu süreçten sonra müzik üretimlerini  bireysel  sürdürecektir Şeşen . Gruptan ve siyasi aktivitelerden kopuşu ile başlayan bu sürecin tamamen müzik boyutlu bir yaşama dönüşü , 1995 yılında çıkan 1.albümü  “Dokuz Altı Yollarında” ile gerçekleşir. Müzisyen Didar Şeşen ile evlenen Efkan Şeşen için en temel olgu ailesi, gitarı ve emek verdiği üretimler olmuştur. Gençlik yıllarının onda yarattığı kişilik , popüler kültürün dışında mütevazı aile yaşamı ve müziğe gönül vermişliğidir. Gerek yaşamında gerekse eserlerinde bu bütünlük gözden kaçmaz. En önemli özelliği ise özgünlüğünü büyük bir samimiyetle sunmasıdır.

Grup Yorum’un özgün çıkışında sesi ile yer alan sanatçının bu özelliği her dönemin gençliğinde belleklerde taze kalmıştır.Eserlerde coşku ile ifade ettiği sesini dik tonlarda başarı ile kullanmıştır. Grup sonrası dönem, gerek gitarı ile yoğunlaştığı ve kendi müziğini şekillendirdiği bir süreçtir. Müziği ile anlattığı bütün konular, çevreleyen şartları ile insana dairdir. Üretimlerinde,yaşadıklarını yansıtmayı temel alır ama  yapmadığı ve dışarıdan gözlemlediği bir gerçekliği ,içinde yer almışcasına popüler bir söylemle de  konu etmez

müziğinde. Albümlerinin ana temaları ise samimiyet , kardeşlik, özgürlük , sevgi,aşk,coşku, hüzün , vicdan, doğa vb.dir.

Dokuz Altı Yollarında” , daha çok içsel duygularını ifade ettiği bir  albüm olarak birinci sırada yer almıştır.Ama geçmiş  süreçten sesini tanıyanlar tarafından pek benimsenmemiştir.

Ayrıca albüm, geçmişte seslendirdiği eserlerin havasından uzaktır ..  

Gün Ağarırken” , türküsel yapısı ile dinleyici  tarafından  toplumcu müzik sınıfına yerleştirilmiştir. Grup müziğindeki tınılar duyulduğu için sempati ile bakılan bir çalışma olmuştur.

Göçer Oldum” , sürecin de izlerini taşıyan , batı saunduna yakın daha dinamik bir albüm olarak raflarda ve gönüllerde yerini alır.

Merhaba” adlı albümü, aile yaşamının en çoşkulu olduğu bir sürece imza atmıştır ve Sinan dünyaya gelmiştir. Burada bütün eserlerin seçimi , oğlunun varlığı  ve çoşkusu ile biçimlen-miştir.

Gözleri Hala Çocuk” adlı çalışması,  daha çok  popüler müziğe yatkınlığı ile tarif edilebilir. Ancak unutmamalı ki seçilen enstrümanlar ve yorumlayan icracılarında bu sound üzerindeki etkileri yok sayılamaz.

Dar Kapılar” ise ölüm oruçlarının ve toplumun karamsarlığa girdiği dönemin ağırlığını taşır.Hüzün , ölüm , vefa ve yalnızlık ana  temadır. Bu kadar kara bulutların dolaştığı bir süreçte, coşku ne yazık ki öne çıkamamıştır.

Pekte Taninmayan KARADENİZ” adlı albümün çıktığı dönem,araya giren uzun zaman sonrası doğa ile yüzleştiği ve sığındığı bir süreçtir.Artık köyde bir göz odaları da olacaktır. Karadeniz'in  genellikle anlatılmayan konularını bizzat yaşayarak bestelerine döktüğü  şarkıları pekte sevilmemiştir. Çünkü bugünün  Karadeniz'ini yaşayarak  bu biçimi ile anlatan pek olmamıştır. Karadeniz denince, genelde eğlence kültürü  ağırlıklı  bir bölge  akla gelir. Oysa, gerçeğinde her bölge gibi, Karadeniz de, faciaları  , sağlık skandalları (kanser), insanın bozulması  , katledilen doğası  , büyük emek vererek toplanan fındığının  ve çayının karşılığının alamayan insanlarının  gerçekleri ile yüz yüzedir. Bu   gerçekleri, eserleri ile insanlara iletmeyi de bir sorumluluk  olarak üzerine almıştır Şeşen.  Bir yenilik de, albümün neredeyse tamamının Bulgaristan’da ve Bulgar müzisyenleri ile kendisinin yapmak zorunda olmasıdır. Yani Şeşen Müzik Yapım’ın ilk göz ağrısıdır bu albüm aynı zamanda.

“Gölgeler Şehri” albümü ise  daha çok rock saunduna yakınlığı ile öne çıkabilir. Ancak temalar değişmez.Yalnızca kulaktaki tınılarda değişim olmuştur. Tanıtım , klip ,dizi ,televole kültürünün, toplumun bir çok kesiminde, talep etmenin yeni bir biçimi olması nedeniyle, aslında kendi kendine bir müzisyen ve müzik yapan olarak , bu durumu izleyen konumundadır Efkan Şeşen.. Çünkü insanların kendi duyguları ve seçimleri ile buluşmak istedikleri bir süreç mutlaka gelecektir.

Yine, zorluklar ile çıkan son çalışması “Yüreğine” albümü ise, insanların vicdanlarına seslenerek bazı duyarlılıkları hatırlatmaya davettir. Bu duyarlılıkları dinleyiciye iletemeden, zaten az gözüken ,az talep edilen bir müzisyenin  mp3 korsanı  , albümden önce internetteki yerini aldı...Herkesin konulduğu kefeye konularak  ve “ duyarlılıklarını artık bizimle paylaşma” dercesine kötü bir tüketim anlayışı sergilenerek insanlara ulaştırılmak isteniyor.

Yinede, Efkan Şeşen, müzisyen olan ailesi ile birlikte inatla müzik yapıyor. Müzikle soluyor .

Genellikle kendi kendine , bazen de birilerine duygularını anlatmaya çalışıyor.